Tarihi Başarı: Bilim İnsanları İnsan Embriyolarının Genetik Yapısını Düzenledi

Tarihi Başarı: Bilim İnsanları İnsan Embriyolarının Genetik Yapısını Düzenledi

Genetik araştırmalarında çığır açan bir gelişme yaşandı. Dr. Dieter Egli liderliğindeki bilim insanları ekibi, insan embriyolarında gen düzenleme işlemlerini başarıyla gerçekleştirdi. Araştırma, LDL kolesterol seviyelerini etkileyen PCSK9 geni ve fetal hemoglobin üretiminde rol oynayan HBG genine odaklandı. Döllenmiş yumurta ve iki hücreli embriyolar üzerinde yapılan çalışmada, bu genlerde tek tek harf değişiklikleri gerçekleştirilerek başarı sağlandı. Bazı embriyolar, her iki genin aynı anda düzenlenmesine de olanak tanıdı.

Yeni DNA baz editleme yöntemi, klasik CRISPR tekniğinden farklı olarak büyük kesikler yerine küçük çentikler oluşturuyor. Böylece, önceki yöntemlerde sıkça karşılaşılan kromozom hasarları ve uzun DNA silinmeleri engellenmiş oldu. Dr. Egli, eski yöntemin risklerine dikkat çekerek, “CRISPR ile yaptığımız deneylerde genellikle olumsuz sonuçlarla karşılaşıyorduk” ifadelerini kullandı.

Ancak araştırma, henüz mükemmel değil. Bazı hücrelerde düzenleme gerçekleşmezken, embriyolar “mozaik” bir yapı kazanmış durumda. Bu, farklı hücrelerde değişik gen versiyonlarının oluşmasına neden olabiliyor ve bu durum, embriyonun bebek aşamasına ulaşması halinde sağlık sorunları yaratabilir. Dr. Egli, çalışmanın klinik uygulamalar için henüz hazır olmadığını vurgulayarak, “Yarın hemen kliniklerde kullanılacağını söylemiyoruz. Yan etkiler hakkında hâlâ birçok soru var” dedi. Araştırmanın sonuçları şu an bilimsel bir dergide değerlendiriliyor.

Embriyo gen düzenlemesi konusundaki tartışmalar, 2018’de Çinli bilim insanı He Jiankui’nin CRISPR teknolojisi ile HIV direnci oluşturma çabası sonrası alevlenmişti. Bu çalışmanın ardından He, üç yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yeni araştırma, kalıtsal hastalık taşıyan embriyoların tüp bebek tedavilerinde kullanılabilmesi için bir umut doğurabiliyor. Nucleus Genomics’ten Dr. Nathan Treff, “Bu çalışma, hastalıklı embriyoları atmak yerine onları düzeltme yolunda önemli bir adım atmamıza yardımcı oluyor” dedi.

Ancak bioetikçiler, potansiyel riskler hakkında uyarılarda bulunuyor. Wake Forest Üniversitesi’nden Ana Iltis, olası zararlı etkilerin doğum sonrası ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Berkeley Üniversitesi’nden Fyodor Urnov ise bu yöntemin hâlâ riskli olduğunu ve geleneksel tüp bebek taraması ile daha güvenli sonuçlar elde edildiğini savundu. Nucleus Genomics gibi şirketler, embriyolarla ilgili kalp hastalığı, diyabet riski gibi sağlık tahminleri yapmanın yanı sıra boy ve zeka gibi özelliklerle ilgili de öngörülerde bulunuyor. Şirketin “en iyi bebeğinizi tasarlayın” gibi reklamları, eugenik tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

Dr. Egli, kamuoyunun bu teknolojinin avantajları ve dezavantajları hakkında tartışma yapması gerektiğini ifade etti: “Bilim insanları verileri sunar, karar ise toplum tarafından verilir.” Uzmanlar, birkaç geni aynı anda düzenlemenin mümkün olabileceğini ancak bu durumda risklerin de artacağını belirtiyor. Çok genli özelliklerin (zeka gibi) kontrol altına alınması ise hâlâ uzak bir hedef olarak görünmektedir. Bu gelişme, embriyo düzenlemesinin hastalık tedavisi ile sınırlı kalıp kalmayacağı veya “tasarım bebekler” döneminin başlayıp başlamayacağı konusunda da tartışmaların fitilini ateşliyor.

Author: Can Çelik